7 Haziran 2011 Salı

Kırklareli'nde Her Gün Başka Sürpriz


Uzun zamandır yaptığım gözlemleri bir türlü not düşemedim. Oysa son bir haftadır öyle heyecanlı günler yaşıyorum ki... Bu hafta, Kırklareli'ne yerleştim ve yavaş yavaş kendini ve kuşlarını tanımaya çalışıyorum. Hemen biriken notlarımı özetleyeyim...

Öncelikle, ailece yaptığımız Vize- Saray- Demirköy- Istrancalar- Pınarhisar- Kırklareli- Kofçaz gezimiz bir muhteşemdi. Her yer birbirinden güzel Kırklareli'nde ve sürekli önünüzden türlü türlü kuşlar geçiyor. Vize'de, şehir içinde bizi kumrular karşıladı. Kırlangıçlar bir çamur deryasından ağızlarına çamur alıp hala yuva yapmakla uğraşıyorlar. (Tam yuva bitecek, göç edecek yavrucaklar dinlenemeden. :) ) Saray merkezde en az üç leylek ailesinin yuva yaptığını gördük. Özellikle bir yuvada iki küçük yavruyla annelerinin pozu görülmeye değerdi... Daha sonra Demirköy'e çıktık. Demirköy doğal güzelliği bakımından da tartışılmayacak güzellikte ve yine burada da ispinozlar, bülbüller, serçeler, kırlangıçlar şarkılarını söyleyip duruyor. 

O günün ve hatta son zamanların benim için en heyecanlı anı ise yolda arabayla seyir halindeyken kıpkırmızı minik bir şeyin yerde pıtır pıtır yürüdüğünü gördüğüm andı. Sürekli "Baba bir dur." dediğim için benden bıkmış olan babam bile bu güzelliğe karşı koyamadı ve aynı süratle kuşun olduğu bölgeye döndük. Trakuş'ta türle ilgili bilgilerde "ürkek" olarak betimlense de bu güzel çütre bize fazlasıyla cömert davrandı. Bir metreye kadar kendine yaklaştırdı ve uzun uzun inceleme fırsatı bulduk. Trakuş'tan fotoğrafları sürekli takip etmeme rağmen çütreyle daha önce hiç tanışmadığımı fark ettim ve hemen kitabıma sarılıp bu kırmızı boya kutusuna düşmüş gibi görünen tatlılığın kim olduğunu aramaya başladım. Ve sonunda çütre olduğuna karar verdim. Ben kitaptan inceleme yaparken o hala ayaklarımın dibinde bana bakıp duruyordu. :) Daha sonra telefonumun çektiği bir yerde Cemil Abi'ye de türümü onaylattıktan sonra içim rahatladı. Defterime çütreyi gönül rahatlığıyla not düşebilirdim şimdi... :)



Istrancalar'daki bu heyecanlı andan sonra yolumuza devam ederken en az altı tane minik yavrunun asfalta oraya buraya kaçıştığını son anda fark edip aniden durduk. Daha tüyleri bile çıkmamıştı (altlardan sarı tüyler geliyor gibiydi). Şaşkın şaşkın bir o yana bir bu yana gidenlerin yanında asfaltın ortasına mıhlanmış gibi duranları da dokunmadan ürküterek yolun kenarına koyduk. Sonra yol kenarındaki çalılıklar arasında gözden kayboldular. Bu türlerin de ne olduğunu merak ettim, ama Cemil Abi'nin söylediğine göre bu kadar küçük bireyleri tanımlamak biraz zormuş...

Kırklareli bölgesinde o gün kuş bakımından en zengin bölge hudutta yer alan Kofçaz ilçesiydi. O kadar çok kuş vardı ki! Kırlangıçlar, kerkenezler, deliceler, ak kuyruksallayan, sarı kuyruksallayan, tarla çintesi, saka, ağaç serçesi, ev serçesi, küçük karga, ekin kargası, leş kargası, kızılkuyruk, toygarlar, ibibik, kızıl sırtlı örümcek kuşu, üveyik, kumru, bülbül, ispinoz, karabaşlı çinte ve defterim yanımda olmadığı için yazamadığım bir sürü tür... :) Hepsi birbirinden güzel ve yakınlardı bana. Bir acemi kuşçu için tam bir arazi eğitimiydi.

Bir hafta önceki bu güzel gezinin ardından bir heyecanlı anı da bugün İstanbul'dan buraya dönerken yaşadım. Babaeski otogarına inecek yolcuları bıraktıktan sonra kırlara doğru yöneldiğimiz yerde ileride bir kerkenez ve bir şahinin termal yaptığını gördüm. Ekin kargalarıysa benim için yeni türler olması dolayısıyla hala gözlerimi alamıyorum. :) Ama bunlardan öte uzun zamandır beklediğim öyle bir kertiğe imza attım ki... Yine seyir halindeydik. Tellerin üstündeydi, kendini tam anlamıyla göstermek istercesine bana, tellerin üstünden şöyle bir havalandı, kanat aralarındaki o turuncu- kızıllığı ve mavisi öyle güzeldi ki.. Sonra yine tellere kondu ve maviliğini hala görebiliyordum. Evet, böylece bugün 10.32 itibariyle benim de artık bir "gökkuzgun" kertiğim oldu. 

Şu anda Kırklareli Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi binasındaki odamdayım. Dışarıdan serçe, kırlangıç, bülbül, ispinoz, büyük baştankara ve seslerini bir türlü ayırt edemeyip Cemil Abi'nin kulaklarını çınlatmama sebep olan bilimum kuş sesi geliyor. Yolu düşen herkesi beklerim,

Sevgiler,

Çiğdem DEMİR
06.06.2011

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder