22 Eylül 2010 Çarşamba

O Şimdi Akademisyen

Evet başlıktaki gizli özne benim ve gerçekten de artık bir akademisyenim. Heyoooo! :)

Çocukluğumun düşlerindeki hakikati yaşıyorum. Bu nasıl bir mutluluk, inanın anlatamam. Bir yandan da nasıl büyük bir sorumluluk, külfet, kaygı... "Ya başarılı olamazsam, yeterince üretemezsem, bilimi takip etmekte geri kalırsam, sevdiceğime vakit ayırmazsam" misyonu taşıyan bir kurt düştü içime. Ve bir de nasıl bir yük vermişse toplum biz kadınlara, "Çocuk doğurmazsam, doğurup da bakamazsam.". Ah, bu düşünce beni o kadar yoruyor ki bugünlerde, Elif Şafak'tan bile güzel bir, evde kalmış kızın manifestosu yazabilirim. Toplumsal baskının içini didik didik edebilirim. Ne kadar uzak oysa, ne gerek var ki şimdi bunları düşünmeye ama bilemediğim bir fırtına aldı, koydu beni bu garip duygunun içine. Hemen koştum gittim Siyah Süt'ü aldım, postnatalin tüm semptomlarını ezberledim, çocuk yapmakla kariyeri arasında sıkışıp kalmış akademisyen, yazar birçok kadının hayatını araştırıp durdum. Hangisi daha mutlu olmuş karar verebilmek için. Oysa Elifciğimin de dediği gibi bu yolun doğrusu yanlışı yok, çocuk yapmaktan başka amaç belirlememiş ev hanımı da, çocuk da yaparım kariyer de diyen maharetli kadın da, sadece kariyerine odaklanan başarı odaklı kızcağımız da haklıydı. Ve Sılacığımın da dediği gibi de, "En doğru zaman, canım istediği zaman." .

Ve ben şu an sadece yazmak, konuşmak, tartışmak, en nihayetinde iyi bir bilim insanı olmak istiyorum!

Kadın Olmak Zor Zanaat!

Hani Nazım te yıllar önce demiş ya "Çekilmez bir adam oldum yine. Uykusuz, aksi, lanet..", işte ben de çekilmez bir hatun olup çıkıyorum bazen: huzursuz, aksi, lanet. Öyle çok kızıyorum ki ve neye bu denli kızdığımı bile bilmiyorum. Sırada önüme geçtiğini düşündüğüm amcaya, laf atan genç delikanlıya, biraz soğuk cevap veren sevgilime. O kadar kızıyorum ki kızgınlığım kulaklarımdan ve gözlerimden fışkıracak sanıyorum. Ki çoktan çıkmış oluyor dudaklarımın arasından. Avaz avaz bağırıyorum, kaş çatıyorum, üzülüyorum, büzülüyorum. Neye- ne için bu kadar kızgınım, ne beni böyle geriyor bir türlü anlayamıyorum. Sıradaki amcaya da diyemiyorum ki "Muayen günümdeyim amcacığım hoş gör, bugünlerde hormonlarımı kontrol edemiyorum.". Kendimi fıstıklı çikolata, bilimum abur cubur ve meyveye veriyorum. Bir şiir okuyorum, ağlıyorum. Bir satır görüyorum, sayfalarca yazıyorum.

Sonra güneş doğuyor, yeni birgün oluyor. Her şey sütliman. Nerde o şirret kız. Aman ne de masum, ne kadar anlayışlı. Şimdi her şey mümkün onun dünyasında. Birgün önce yanında geçtiğinde rüzgarına kızdığı dedeye gülümseyerek günaydın diyor. Işıklarda durduğu halde onu indirmeyen şoförü dövmekten beter etmek yerine "Siz de haklısınız." diyor ışıl ışıl. Öyle ışıltılı ki şoför amca bile şaşırıyor: Tüm kapıları açıyor!

Ah! Kadın olmak zor zanaat. Dur durak bilmeyen bir nehir. Öyle derin. Boğulmayı göze almadan anlamına eremediğin.

Ah, kadın olmak zor zanaat! Seve seve uğraştığın bir küçük nakışa tüm zamanlarını vermeyi hiçe saydığın...