27 Nisan 2011 Çarşamba

Kertik


Bence dünyanın en kertikli ve en zevkli günü olan 27 Nisan 2011'e not düşülmeli:

Bugün İhsan Abi (Eroğlu), Cemil Abi (Gezgin), Güney (Eroğlu) ve Aslı Ablayla (Baysallı) ne zamandır hayalini kurduğumuz Riva gezisini gerçekleştirdik. Sabah gidişimizde yolda biraz karışıklık oldu, ama biz kuşçular tabi ki bunu da bir fırsata çevirerek Bozhane'de de bir tarama yaptık. Orada oldukça fazla kuş gördükten sonra Riva'ya devam ettik. Riva'da sahildeki bir tepeye çıkarak plajdaki cılıbıtları, sumruları, martı, gri balıkçıl ve yalıçapkınını gözledik. Daha sonra biraz daha ilerleyerek Riva'daki o küçük adayı gören tepeye çıktık ve orada da birçok karabatak çeşidinin üreme alanlarına bakma fırsatı edindik. Daha sonra, bize asıl doğa ve kuş zenginliğini sunan Riva çayırlarına çıktık. Buradaki deneyimimi anlatmaya kelimeler yetmez. O kadar çok kuş gördük ki.. Tarla kuşları, incir kuşları, kuyruk sallayanlar, ötleğenler, bülbüller,yırtıcılar, leylek, sinekkapanlar, kiraz kuşları, kargalar ve daha sayamadığım birçok tür. Yanıbaşımızdaki ağaçtaki kerkenezin duruşu ve havalanışı, bir şahinin önümüzdeki küçük ağaçlıkta tünemesi, hemen üstümüzden geçen deliceler, kara leyleğin önümüzden süzülüşü, ayaklarımızın dibinde incir kuşları, elimizi uzatıp tutacakmışız kadar yakın kırlangıçlar... Bütün kuşçuların böyle güzel bir günü yaşamasını dilerim. Hayatımın en çok kertik yaptığım günü olarak bu günü not düşmem gerekecek sanırım, bu kadar türü bir arada gördükten sonra böyle bir gün daha yaşayabileceğimi sanmıyorum. Bu engin (bana öyle geldi. :) ) çayırlıktan sonra Riva Nehri'nin kıyısına gittik. Bizi girer girmez küçük ak balıkçıllar ve çeltikçiler karşıladı! Birçok balıkçıl türünü orada bir arada bulabilirsiniz. Ve oradaki sazlıklarda yerli olduğu düşünülen bir çift saz delicesini...

Bugünü sayfalarca anlatsam bitmez, ama böyle yoğun bir günün verdiği yorgunlukla burada bitirmek istiyorum. Gözlemlenen kuşları buraya toplu olarak yazacağım, ama dileyen,  kuşbanka (www.kusbank.org) alan alan girdiğim notlardan sayılara ve alan bazında türlere tekrar göz atabilir. 

Ve unutmadan, bugün, Riva'ya ulaşmamızı sağlayan ve dilekleri sayesinde kuş sayımızı artıran Aslı Abla'ya, harika rehberlikleri için Cemil Abi ve İhsan Abi'ye, gözden kaçabilecek birçok tür konusunda bizi uyaran ve fark eden Güney'e teşekkür ederim...

Sevgiler,

Çiğdem DEMİR


Gözlenen kuş listesi:

Saksağan 
Leş kargası
Çıt kuşu
Kırlangıç
Yılan kartalı
Arı şahini
Ak karınlı ebabil
İspinoz
Kaya güvercini
Leylek
Kum kırlangıcı
KOK
Karabaşlı ötleğen
Alakarga
Serçe
Kamış bülbülü
Ak kuyruksallayan
Karatavuk
Saz tavuğu
Yalıçapkını
Saz kamışçını
Uzun kuyruklu baştankara
Halkalı sinekkapan
Büyük baştankara
Alaca ağaçkakan
Bülbül
Çayır taş kuşu
Sığırcık
Küçük karga
Ağaç incir kuşu
Kır kırlangıcı
Çıvgın
Ak mukallit 
Sülün
Gri balıkçıl
Karabatak
Kara gagalı sumru
Gümüş martı
Yelkovan
Cılıbıt
Akdeniz martısı
Küçük karabatak
Ev kırlangıcı
Tepeli karabatak
Maskeli ötleğen
Florya
Saz delicesi
Şahin
Kerkenez
Tanımsız delice
Atmaca
Çayır delicesi
Ak gerdanlı ötleğen
Kızılgerdan
Kızılkuyruk
Kuyrukkakan
Boz kuyrukkakan
Kuzgun
Kır incir kuşu
Sarı kuyruksallayan
Tarla çintesi
Tarla kuşu
Bozkır toygarı
Kara leylek
Tanımsız yırtıcı
Kiraz kuşu
Alaca balıkçıl
Erguvani balıkçıl
Küçük ak balıkçıl
Çeltikçi
İbibik
Yeşil ağaçkakan (ses)
Sakarmeke


8 Nisan 2011 Cuma

Ünlemli Soru

Mesela, şimdi neden illa uyumak ve herkesle aynı saatte- erkenden kalkmak gerek ki!

1 Nisan 2011 Cuma

Üsküdar Kuş Cenneti


Bugün sabah 8.30'da Üsküdar Çiçekçi durağındaydım. Durağa giderken, özellikle mezarlığın içinden geçen yol zaten ayrı bir cennet...  Önce, bir mezar taşına konmuş güzelim Sığırcıkla göz göze gelip günaydınlaştık. :) Baştankaralar, serçeler, kargalar, kızılgerdanlar... Adeta bir güzel koro var Karacaahmet'te. Durağa ulaştığımda, o kendine özgü ses çalındı kulağıma: Evet, evet, bu bir papağandı. Allah'tan hemen görebildim, ordan oraya uçarken bir kuru ağacın tepesine kondu. Sabah sabah onu Üsküdar'da görünce öyle heyecanlandım ki hemen birine söyleme ihtiyacı duydum. Hiç düşünmeden yanımdaki kadına, "Papağanı gördünüz mü?" dedim. :) Kadın, şaşkın, "Nerde?" dedi. Gösterdim, hala orda duruyordu. Uçarken de yeşili öyle parladı ki kadın da heyecanlandı. Çiçekçi'de herkes bize baktı. :) (Ah, bu kuş aşkından daha neler yaşayacağım bakalım... :) ) Sonra kadın kendine geldi, birbirimize bakıp güldük. :)
Ve dahası var: Ak karınlı ebabiller! Evet, sonunda ben de gördüm. Otobüsle Doğancılar'dan geçerken 5 bireylik bir grup gördüm. Yavaş ve alçaktan geçtikleri için dikkatle inceleyebildim ve kontrol ettiğimde de tahminimde yanılmadığımı gördüm. 
Sonra Beşiktaş motoruna bindim. Bu İstanbul nasıl bir yer, benim gibi uyku delisi birini bile 10 dakikada kendine getirebiliyor! O güzelim martılar, karabataklar, güvercinler, yelkovanlar, daha neler...
İşte bu puslu mart sabahında, 15 dakikalık yolculuğumda bana eşlik edenler: 
Yeşil papağan
Sığırcık
Kara leş kargası
Küçük karga
Gümüş martı
Karabaş martı
Karabatak
Yelkovan
Ak karınlı ebabil
Serçe
Büyük baştankara (ses)
Kızılgerdan (ses)
Şehir güvercini
Sevgiler.

İki acemi kuşçunun ilk yalnız gözlemi



Bugün Orhanla ilk yalnız çıktığımız kuş gözlem gezimizi yaptık ve çok eğlendik. Öncelikle belirtmek istediğim konu, bugün ilk profesyonel dürbünüme kavuştum.Sirkeci Yuvam Foto'dan (Fuat Abi'nin de önerisiyle) Nikon 10x40 dürbünümü kaptığımız gibi kendimizi Gülhane'de bulduk. Sesleriyle bizi önce papağanlar karşıladı. Ardından gri balıkçılların yuvalarını fark ettik. Bir banka oturmuş dürbünümün kayışını takarken bir haşmetle yuvasına uçan gri balıkçılı gördüğümüzde öyle bağırdık kitüm park bize baktı. :)Daha sonra, Gülhane'nin kış mevsiminde gerçek bir kuş cenneti olduğuna kanaat getirmemizi sağlayan yeşil papağanlar, iskender papağanları, sığırcıklar, büyükbaştankaralar, akkuyruksallayanlar (?), serçeler, leş kargaları, güvercinler, türlü türlü martılar ve kırlangıçları (?) gördük. ( Parantez içinde olanlar türden emin olamadıklarım. :) ) Özellikle bir ağaçta en az 10 tane papağan saydığımızdaki halimiz görülmeye değerdi. :)


Bu arada, bir babanın büyük bir ciddiyetle küçük oğluna uçan bir gri balıkçılı göstererek "Bak oğlum karabaş leylek." diye yeni bir türe imza atması güne damgasını vurdu. :)

Ama tüm araştırmalarıma rağmen bulamadığım bir kuş türünden bahsetmek istiyorum : Gülhane'den çıkıp Sepetçiler Kasrı'na doğru yürürüken o köprünün üstünde, denizin üstünden "V" şeklini almış bir kuş sürüsü (kazlara benziyorlardı.) geçti. Kuşlar simsiyahtı, kuyruklarına yakın dikdörtgen şeklinde aynaları vardı ve gözlerine yakın da bir beyaz çizgi gördüm. Beş dakika arayla iki ayrı grup Bakırköy tarafına geçti. Araştırırken kadife ördeğe benzettim, ama dediğim o ayna kadife ördekte kanatta, benim gördüklerimde gövdelerinde, kuyruğa yakındı. Neydi ki bu kuşlar? :)


İşte bizim ilk yalnız kuş gözlem notlarımız bunlar. Umarım seneler sonra, bu notlara bakıp acemiliğime gülerim. :)

Herkese bol kuşlu günler...
12.02.2011



"Keskin viraj"

Alfabedeki ilk harfi öğrendiğim günden beri onlarca defter doldurdum ben. Yazdıkça yazdım, ordan burdan, kendimden, sevdiklerimden, gördüklerimden... Zamanı gelince sanal alemde de paylaşmak istedim içimden geçenleri, ama tam olarak beceremedim, olmadı. Öyle herkesin okuyacağını bile bile yazabilecek kadar cesur değilmişim ya da ne bileyim, herkesin okumasını istemedim sadece... Ama bir yandan da kopamadım burdan, yazmasam da on kere tasarım değiştirdim. Ve şimdi de konseptte sıra... Yaklaşık olarak dört ay önce yoğun bir şekilde başlayan bu kuş aşkımı ve coşkumu boşaltmam gereken yerler ararken -ki bunun en güzel yolu iki kuş bakmaktır- özellikle bu yağmurlu günlerde kuşları yazayım dedim. Gördüklerimi, öğrendiklerimi paylaşayım. Kim bilir bu sayede belki biri daha kalbindeki kuşu fark eder de düşer kuşların peşine...