1 Nisan 2011 Cuma

Üsküdar Kuş Cenneti


Bugün sabah 8.30'da Üsküdar Çiçekçi durağındaydım. Durağa giderken, özellikle mezarlığın içinden geçen yol zaten ayrı bir cennet...  Önce, bir mezar taşına konmuş güzelim Sığırcıkla göz göze gelip günaydınlaştık. :) Baştankaralar, serçeler, kargalar, kızılgerdanlar... Adeta bir güzel koro var Karacaahmet'te. Durağa ulaştığımda, o kendine özgü ses çalındı kulağıma: Evet, evet, bu bir papağandı. Allah'tan hemen görebildim, ordan oraya uçarken bir kuru ağacın tepesine kondu. Sabah sabah onu Üsküdar'da görünce öyle heyecanlandım ki hemen birine söyleme ihtiyacı duydum. Hiç düşünmeden yanımdaki kadına, "Papağanı gördünüz mü?" dedim. :) Kadın, şaşkın, "Nerde?" dedi. Gösterdim, hala orda duruyordu. Uçarken de yeşili öyle parladı ki kadın da heyecanlandı. Çiçekçi'de herkes bize baktı. :) (Ah, bu kuş aşkından daha neler yaşayacağım bakalım... :) ) Sonra kadın kendine geldi, birbirimize bakıp güldük. :)
Ve dahası var: Ak karınlı ebabiller! Evet, sonunda ben de gördüm. Otobüsle Doğancılar'dan geçerken 5 bireylik bir grup gördüm. Yavaş ve alçaktan geçtikleri için dikkatle inceleyebildim ve kontrol ettiğimde de tahminimde yanılmadığımı gördüm. 
Sonra Beşiktaş motoruna bindim. Bu İstanbul nasıl bir yer, benim gibi uyku delisi birini bile 10 dakikada kendine getirebiliyor! O güzelim martılar, karabataklar, güvercinler, yelkovanlar, daha neler...
İşte bu puslu mart sabahında, 15 dakikalık yolculuğumda bana eşlik edenler: 
Yeşil papağan
Sığırcık
Kara leş kargası
Küçük karga
Gümüş martı
Karabaş martı
Karabatak
Yelkovan
Ak karınlı ebabil
Serçe
Büyük baştankara (ses)
Kızılgerdan (ses)
Şehir güvercini
Sevgiler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder