22 Eylül 2010 Çarşamba

Kadın Olmak Zor Zanaat!

Hani Nazım te yıllar önce demiş ya "Çekilmez bir adam oldum yine. Uykusuz, aksi, lanet..", işte ben de çekilmez bir hatun olup çıkıyorum bazen: huzursuz, aksi, lanet. Öyle çok kızıyorum ki ve neye bu denli kızdığımı bile bilmiyorum. Sırada önüme geçtiğini düşündüğüm amcaya, laf atan genç delikanlıya, biraz soğuk cevap veren sevgilime. O kadar kızıyorum ki kızgınlığım kulaklarımdan ve gözlerimden fışkıracak sanıyorum. Ki çoktan çıkmış oluyor dudaklarımın arasından. Avaz avaz bağırıyorum, kaş çatıyorum, üzülüyorum, büzülüyorum. Neye- ne için bu kadar kızgınım, ne beni böyle geriyor bir türlü anlayamıyorum. Sıradaki amcaya da diyemiyorum ki "Muayen günümdeyim amcacığım hoş gör, bugünlerde hormonlarımı kontrol edemiyorum.". Kendimi fıstıklı çikolata, bilimum abur cubur ve meyveye veriyorum. Bir şiir okuyorum, ağlıyorum. Bir satır görüyorum, sayfalarca yazıyorum.

Sonra güneş doğuyor, yeni birgün oluyor. Her şey sütliman. Nerde o şirret kız. Aman ne de masum, ne kadar anlayışlı. Şimdi her şey mümkün onun dünyasında. Birgün önce yanında geçtiğinde rüzgarına kızdığı dedeye gülümseyerek günaydın diyor. Işıklarda durduğu halde onu indirmeyen şoförü dövmekten beter etmek yerine "Siz de haklısınız." diyor ışıl ışıl. Öyle ışıltılı ki şoför amca bile şaşırıyor: Tüm kapıları açıyor!

Ah! Kadın olmak zor zanaat. Dur durak bilmeyen bir nehir. Öyle derin. Boğulmayı göze almadan anlamına eremediğin.

Ah, kadın olmak zor zanaat! Seve seve uğraştığın bir küçük nakışa tüm zamanlarını vermeyi hiçe saydığın...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder